Sevgi Sitesi

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Tüm
İçeriklerimiz

İlahi Sözleri

ARAYU ARAYU

Arayu arayu bulsam izini

İzinin tozuna sürsem yüzüm

Hak nasip eylese görsem yüzünü

Ya Muhammed canım arzular seni

Bir mübarek sefer olsada gitsem

Kabe yollarında kumlara bassam

Hak nasip eylese yüzünü görsem

Can Muhammed canım arzular seni

MEVLANA GİBİ

Mesneviden ders aldım

Oldum Mevlana gibi

Uçsuz ummana daldım

Yüzdüm Mevlana gibi

Sağ elimi kaldırdım

Sol elimi daldırdım

Dilim kalbe indirdim

Döndüm Mevlana gibi

Yüceldim döne döne

Umudum hep o güne

Giderken o düğüne

Gülsem Mevlan gibi

Sağ elimi kaldırdım

Sol elimi daldırdım

Dilim kalbe indirdim

Döndüm Mevlana gibi

Hayranı der aşk versin

Şems gibi yoldaş versin

Canlar kemale ersin

Ersem Mevlana gibi

Sağ elimi kaldırdım

Sol elimi daldırdım

Dilim kalbe indirdim

Döndüm Mevlana gibi

RABBİM ALLAH DİYECEĞİM

İnse başıma bin yumruk

Rabbim Allah diyeceğim.

Aksa kanım oluk oluk

Rabbim Allah diyeceğim.

Yusuf gibi düşsem suya

Atsalar beni kuyuya

Nice şeref duya duya

Rabbim Allah diyeceğim.

Sürseler yaban eline

Atsalar zindan evine

Haykırıp zindan evine

Rabbim Allah diyeceğim.

Elekten süzseler beni

Taş ile ezseler beni

Haykırıp gönülden yine

Rabbim Allah diyeceğim.

Ecelden gelip öleceğim

Ben kabre gireceğim

Melekler sual sorunca

Rabbim Allah diyeceğim.

Baş koymuşum ben bu yola

Ölüm bana düğün ola

Hem başında hem sonunda

Rabbim Allah diyeceğim.

YAN YÜREĞİM YAN

Yan yüreğim yan

Gör ki neler var

Bu halk içinde

Bize gülen var

Koy gülen gülsün

Hak bizi bilsin

Gafiller bilsin

Hakkı seven var

Bu yol uzundur

Menzili çoktur

Geçidi yoktur

Derin sular var

Her kim merdane

Gelsin meydane

Kıyamaz cane

Kimde hüner var

Yunus sen burda

Meydan isteme

Meydanlar içinde canım

Merdaneler var.

LA İLAHE İLLALLAH

Bir avuçtuk biz,

göklere sığmayan

Bir avuçtuk biz,

cennete susayan.

Düşmez dilimizden

Sökülmez kalbimizden

En kutlu sözdür bu:

La ilahe illallah.

Yâr oldun gönlüme,

sevgi ektin içime

Tevhid binasında

gönlüm gönlün üstüne.

Düşmez dilimizden

Sökülmez kalbimizden

En kutlu sözdür bu

La ilahe illallah.

Alnımızın aklığı,

kafire kabus olur

Mazlumun canı yansa,

ahı bize dokunur.

Düşmez dilimizden

Sökülmez kalbimizden

En kutlu sözdür bu

La ilahe illallah.

GÖÇTÜ KERVAN

Nice bir uyursun, uyanmaz mısın?

Göçtü kervan, kaldık dağlar başında.

Çağrışır tellâllar, inanmaz mısın?

Göçtü kervan, kaldık dağlar başında.

Yunus sen bu dünyaya niye geldin

Gece gündüz Hakk'ı zikretsin dilin

Evliyâya uğramaz ise yolun

Göçtü kervan, kaldık dağlar başında.

BİZLERİ DE MAHRUM EYLEME ALLAH

Durmaz yanar vücudum Allah

Bizleri de mahrum eyleme Allah

Sensin benim maksudum Allah

Bizleri de mahrum eyleme Allah

Gül bülbülün ormanı Allah

Ver derdime dermanı Allah

Şükür erdik bugüne Allah

Bizleri de mahrum eyleme Allah

Halas eyle narından Allah

Ayırma didarından Allah

Cennette cemalinden Allah

Bizleri de mahrum eyleme Allah

Kandiller yana yana Allah

Dervişler döne döne Allah

Son nefeste imanından Allah

Bizleri de mahrum eyleme Allah.

HAK YARAB

Canı gönülden seversen

Yalvar kul Allah'a yalvar

Maksuda ermek istersen

Yalvar kul Allah'a yalvar

Hak Yarab yalvar

Kul Allah'a yalvar

Geceler uykudan uyan

Gizli sırlar olsun ayan

Mahrum olmaz Allah diyen

Yalvar kul Allah'a yalvar

Hak Yarab yalvar

Kul Allah'a yalvar

Tanı gafil kendini tanı

Niçin yarattı Hak seni

Azrail'e tatlı canı

Verdiğin gün inanırsın

Hak Yarab yalvar

Kul Allah'a yalvar.

BİR GÜNEŞ DOĞUYOR

Zalimler zulmüne, kafirler küfrüne

İnat edip devâm etse

Allah nurun tamamlar, çünkü bir vaadi var

Kafirler istemese bile.

Bir güneş doğuyor, bir güneş Cezayir'de

Bir güneş doğuyor, bir güneş Filistin'de

Bir güneş doğuyor, bir güneş Türkiye'de

Bir güneş doğuyor, bir güneş ülkemde.

Mekkede başladı bu diriliş muştusu

Bugün de devam eder

Allah erleri canlarını seve seve

Rahman'a teslim eder

Bir güneş doğuyor, bir güneş Cezayir'de

Bir güneş doğuyor, bir güneş Filistin'de

Bir güneş doğuyor, bir güneş Türkiye'de

Bir güneş doğuyor, bir güneş ülkemde.

Onun için yaşamak güç veriyor bize

Ve yolunda şehit vermek

Meleklerle konuşup semaya yükselmek

Ne güzel Resul'ü görmek.

Bir güneş doğuyor, bir güneş Cezayir'de

Bir güneş doğuyor, bir güneş Filistin'de

Bir güneş doğuyor, bir güneş Türkiye'de

Bir güneş doğuyor, bir güneş ülkemde.

EBEDA

Yarab haberin nereden alalım

Bir kamil mürşide varalım

Hakkın yoluna kurban olalım

Bir anda sabah olmaz ebeda

Gözüme uyku girmez ebeda

Gönlüm teselli bulmaz ebeda

Gönül kuşunu eyleyemedim

Dünyaya mesken bağlayamadım

Yandı yüreğim ağlayamadım

Bir anda sabah olmaz ebeda

Gözüme uyku girmez ebeda

Gönlüm teselli bulmaz ebeda

Tazedir solmaz Hakkın gülleri

Mestane gezer saadet kulları

Gayet incedir Hakkın yolları

Bir anda sabah olmaz ebeda

Gözüme uyku girmez ebeda

Gönlüm teselli bulmaz ebeda

Yarabberrahim Ey lütfü Kerim

Yoluna kurban canım var benim

Yarab sen varken kime gideyim

Bir anda sabah olmaz ebeda

Gözüme uyku girmez ebeda

Gönlüm teselli bulmaz ebeda

AŞKIN İLE AŞIKLAR

Aşkın ile aşıklar

Yansın yâ Resullallah.

İçip aşkın şarâbın

Kansın yâ Resullallah.

Şol seni seven kişi

Verir yoluna başı

İki cihan güneşi

Sensin yâ Resullallah.

Aşık Yunus'un canı

Hilm-ü şefaat kanı

Alemlerin sultanı

Sensin yâ Resullallah.

SEHER VAKTİ BÜLBÜLLER

Seher vakti bülbüller

Nede güzel öterler

Açınca tüm çiçekler

Birlikte zikrederler

Aman Allah illallah

Dertlere derman Allah

Gönüle şifa veren

Lailahe illallah

Akşam olur giderler

Boyun büker çiçekler

Kim bilir ne söylerler

Feryad eder bülbüller

Aman Allah illallah

Dertlere derman Allah

Gönüle şifa veren

Lailahe illallah

Onlarda bütün dertler

Yine de şükrederler

Salat selam söylerler

Beytullaha giderler

Aman Allah illallah

Dertlere derman Allah

Gönüle şifa veren

Lailahe illallah

KABE YOLLARINDA

Başım açık yalın ayak

Düştüm Kabe yollarına.

Günahıma ağlayarak

Düştüm Kabe yollarına.

Dost ahbapla vedalaşıp

Nice sarp dağları aşıp

Halilullaha ulaşıp

Düştüm Kabe yollarına.

Musul, Bağdat ve Kerbela

Nurlar yağar her gün hâlâ

Hoştur deyip kaza bela

Düştüm Kabe yollarına.

Bazen açık bazen susuz

Bazen yorgun, hem susuz

Sabır isteyerek sonsuz

Düştüm Kabe yollarına.

Beytullahı görem diye

Taşına yüz sürem diye

Yoluna can verem diye

Düştüm Kabe yollarına.

HAK YOL İSLAM

Kör dünyanın göz bebeğine

Hak yol islam yazacağız

Kuşların göz bebeğine

Hak yol islam yazacağız

Yola, ağaca, pınara

Esen yele, yağan kara

Yağmur yüklü bulutlara

Hak yol islam yazacağız

Koç burcuna, yay burcuna

Bebeklerin avucuna

Minarelerin ucuna

Hak yol islam yazacağız

Her kapının eşiğine

Her sofranın kaşığına

Yıldıza, aya, güneşe

Hak yol islam yazacağız

Her kapının eşiğine

Her sofranın kaşığına

Mağraların eşiğine

Hak yol islam yazacağız

Herkes duyacak bilecek

Saklanmaz artık bu gerçek

Yaprak yaprak, çiçek çiçek

Hak yol islam yazacağız

ŞEHİT TAHTINDA

Şehit tahtında Rabbe gülümser

Ah binler ce canım olsaydı der

Şehit tahtında Rabbe gülümser

Canım bedeli bir sofradan yer

Ümitsiz olmaz ümitsiz olmaz

Sevdasız olmaz sevdasız olmaz

Dağları oyup zindan etseler

Allah nurunu söndüremezler

Dağları oyup zindan etseler

Davamın önüne geçemezler

Yarasız olmaz Çilesiz olmaz

Şehitsiz olmaz Kurbansız olmaz

Şehit tahtında Rabbe gülümser

Ah binler ce canım olsaydı der

Şehit tahtında Rabbe gülümser

Canım bedeli bir sofradan yer

Karanlık ölür zülümat ölür

Gözler önünde ve Ölüm ölür

Anladım artık Uhud ve Bedir

Ve Ümit sevda Şehadet nedir

Soludum Kanri Mahşer anını

Ümidi Şehidi ve Sevdayı

Şehit tahtında Rabbe gülümser

Ah binler ce canım olsaydı der

Şehit tahtında Rabbe gülümser

Canım bedeli bir sofradan ye

Bilmem nideyim, Allah Allah

Aşkın elinden, hay hay

Kande gideyim, aşkın elinden.

Sallallahu alâ Muhammed

Sallallahu aleyke Ahmed

Meskenim dağlar, Allah Allah

Gözyaşı çağlar, hay hay

Durmaz kan ağlar, aşkın-elinden.

Sallallahu alâ Muhammed

Sallallahu aleyke Ahmed

Varım vereyim, Allah Allah

Kadre ereyim, hay hay

Üryan olayım, aşkın elinden.

Sallallahu alâ Muhammed

Sallallahu aleyke Ahmed.

Yunus'un sözü, Allah Allah

Kül olmuş özü, hay hay

Kan ağlar gözü, aşkın elinden.

Sallallahu alâ Muhammed

Sallallahu aleyke Ahmed.

......AMAN ÇEŞME......

Aman çeşme canım çeşme

Sen Ahmedi görmedin mi?

Biraz önce abdest aldı

Şu karşiki camiye sor

Aman cami canım cami

Can Ahmadi görmedin mi?

Biraz namaz kıldı

Şu karşiki çarşıya sor

Aman çarşı canım çarşı

Nur Ahmedi görmedin mi?

Biraz önce kefen aldı

Şu karşiki kabire sor

Aman kabir canım kabir

Muhammedi görmedin mi?

Şimdiye dek sizin idi,

Şimdi ise bizim oldu

Allah-u Allah (Hicaz)

Ömrün bitirmiş viranemiyem

Aklın yitirmiş divanemiyem

Allahu Allah Allahu Allah

Allahu Allah Allahu Allah

Kanat vururum, döner dururum

Yanar kurururm, pervanemiyem

Allahu Allah Allahu Allah

Allahu Allah Allahu Allah

Yaşlı gözlerim, tutmaz dizlerim

Yolun izlerim, mestanemiyem

Allahu Allah Allahu Allah

Allahu Allah Allahu Allah

Aşkî can feda, olsa ne fayda

Aşk oku yayda, kemanemiyem

Allahu Allah Allahu Allah

Allahu Allah Allahu Allah

Biz Bu Gülistanın Bülbülleriyiz (Hüseyni)

Biz Bu Gülistanın Bülbülleriyiz

Bahçe-i Rindanın sünbülleriyiz

Biz secde ederiz Cemal-i yare

Vuslata olamaz başka bir çare

Biz gayret ile maksuda ereriz

Fırsat bulup gülistana gireriz

Biz münkiri müminlerden seçeriz

Mal-u canı terkeyleyip geçeriz

Biz el elel verip Hakka gidelim

Gelin gönülleri tavaf edelim

CÜRMÜM İLE GELDİM SANA

Ey rahmeti bol padişah

Cürmüm ile geldim sana

Ben eyledim hadsiz günah

Cürmüm ile geldim sana

Süphanallah sultanallah

Tüm dertlere derman allah

Beneyledim hadsiz günah

Cürmüm ile geldim sana

Kalpten tecavüz eyledin

Derya yüzem mi boyladın

Malum sana benneyledim

Cürmüm ile geldim sana

Hiç sana kulluk etmedim

Ğazızıra la gitmedim

Hem buyruğunu tutmadım

cürmüm ile geldim sana

Süphanallah sultanallah

Tüm dertlere derman allah

Beneyledim hadsiz günah

Cürmüm ile geldim sana

Zemmim ile doldu cihan

Sana ayar zahir nihan

Ey lutfum ol kahrı güzel

Cürmüm ile geldim sana

Çağırayım Mevlam Seni (Hicaz)

Dağlar ile taşlar ile

Çağırayım Mevlam seni

Seherlerde Kuşlar ile

Çağırayım Mevlam seni

Gökyüzünde İsa ile

Tur dağında Musa ile

Elindeki asa ile

Çağırayım Mevlam seni

Derdi aşkın Eyyub ile

Gözü yaşlı Yakub ile

Ol Muhammed Mahbub ile

Çağırayım Mevlam seni

Yunus okur diller ile

Hakkı seven kullar ile

Ol Fahri bilenler ile

Çağırayım Mevlam seni

Güllere Vurgunum

Güllere vurgunum güllere sevdalı,

Bana güller derin kırmızı güller verin

Kan rengi hüzünlü şehit edalı,

Bana güller derin kırmızı güller verin

Güller ağlar bana bu derdi güller anlar

Bana güllerimi güllerimi verin

Gül yüzlü şehadet gülleri derin,

Gül kokulu yâre, yâre gönderin

Ölsem ölsem yine dirilsem derim,

Bana güller derin kırmızı güller verin

Güller ağlar bana bu derdi güller anlar

Bana güllerimi güllerimi verin

Gün olur yaprağı düşer güllerin,

Bu can ten evinden çıkar giderim

Sevdam güle döner ben de gülerim,

Bana güller derin kırmızı güller verin

Güller ağlar bana bu derdi güller anlar

Bana güllerimi güllerimi verin

Seher Vakti Bülbüller

Seher vakti bülbüller

Nede güzel öterler

Açınca tüm çiçekler

Birlikte zikrederler

AmanAllah illallah

Dertlere derman Allah

Gönüle şifa veren

Lailahe illallah

Akşam olur giderler

Boyun büker çiçekler

Kimbilir ne söylerler

Feryat eder bülbüller

Onlar da bütün dertler

Yine de şükrederler

Selat selam söylerler

Beytullaha giderler

Sen Allah'ı seversen

Allah seni sevmez mi

Emrince hizmet etsen

Hakk ecrini vermez mi?

Sen rıza kapısında

Aman Allah'ım dersen

O alemler sultanı

Lebbeyk kulum demez mi?

Aşık Derviş ne söyler

Söyler de kimler dinler

Bu yollar Hakk'a gider

Gidenler rahat eder.

Aman Allah illallah

Dertlere derman Allah

Gönüle şifa veren

Lailahe illallah.

Sevdim Seni

Sevdim seni mabuduma canan diye sevdim

Bir ben değil alem sana hayran diye sevdim

Evlad-ı iyalden geçerek ben ravzana geldim

ahlakını meth etmede Kur'an diye sevdim

Kurbanın olam Şa-ı Rusül kovma kapından

Didarına müştak olan yezdan diye sevdim.

Mahşerde nebiler bile senden medet ister

Gül yüzlü melekler sana hayran diye sevdim.

Şol Cennetin Irmakları (Segah)

Şol cennetin ırmakları

Akar Allah deyu deyu

Çıkmış İslam bülbülleri

Öter Allah deyu deyu

Salınır tuba dalları

Kur'an okur hem dilleri

Cennet bağının gülleri

Kokar Allah deyu deyu

Ol Allah'ın melekleri

Daim tesbihte dilleri

Cennet bağı çiçekleri

Kokar Allah deyu deyu

Aydan aydındır yüzleri

Şekerden tatlı sözleri

Cennette huri kızları

Gezer Allah deyu deyu

Kimler yeyip kimler içer

Hep melekler rahmet saçar

İdris nebi hulle biçer

Subhan Allah deyu deyu

Yunus Emre var yarına

Koma bu günü yarına

Yarın Allah divanına

Varam Allah deyu deyu

Veysel Karani (Uşşak)

Hakkın Habibinin sevgili dostu

Yemen illerinde Veysel Karani

Söylemez yalanı, yemez haramı

Yemen ilerinde Veysel Karani

Seherde kalkuben yola giderdi

Hakkın binbir ismin zikir ederdi

Allah Allah deyu deve güderdi

Yemen ilerinde Veysel Karani

Elinde asası hurma dalından

Eğninde hırkası deve yününden

Asla hata gelmez onun dilinden

Yemen ilerinde Veysel Karani

Aşık Yunus ey dür ben de varaydım

Ol mübarek hub cemalin göreydim

Ayağın tozuna yüzler süreydim

Yemen ilerinde Veysel Karani

Abdest Aldığın Zaman

Dökülür bedede cümle günahlar

Namaz işin abdest aldığın zaman

İki melek iki yanında durur

Sabah namazım kıldığın zaman

Dahi namazım terketme sakın

İsterisen ola imanın bütün

Hak kulum der sana Rasül ümetim

Öğle namazım kaldığın zaman

Gökten yere iner bütün melekler

Meleklere müştak olur felekler

Kabul olur anda bütün dilekler

İkindi namazın kıldığın zaman

Cennet bahçesin! Hak kendi bezer

Şad olur müminler içinde gezer

Kiramen Katibin sevabın yazar

Akşam namazım kıldığın zaman

Bu namazdır müminlerin burağı

Hak teala yakın eder ırağı

Cenneti ala olur anın durağı

Yatsı namazım kıldığın zaman

Ecel yastığına koyunca başın

Dökülür gözünden kan ile yaşın

İman Kur'an olur senin yoldaşın

Azraile canın verdiğin zaman

Aman Afveyle Allahim

Gİzlİ GÜnahlarim Çoktur, huzurunda YÜzÜm Yoktur

İlahİ Rahmetİn Çoktur Aman Afveyle Allahim

Rahmetİne Ümİt Varim Aman Afveyle Allahim

Rahmetİne Ümİdİm Var Aman Afveyle Allahim

GÜnahim Çok YÜzÜm Kara Aman Afveyle Allahim

Onun İÇİn YÜreĞİm Yare Aman Afveyle Allahim

GÜnahimi Bİlen Sensİn Feryadimi Duyan Sensİn

Ümİdİm Var Afv Edersİn Aman Afveyle Allahim

SEN YOKTUN

Sen yoktun...

Hz Adem'deydi nurun

Önce cenneti,

Sonra yeryüzünü şereflendirdin.

Adem nuruna affedildi

Arafat bu affa şâhitti

Sen yoktun

Nuh'un gemisindeydi Nurun...

Dalgalar yeryüzünü boğarken

Taprağın bağrındaki su

Gökyüzüyle buluşurken

Ve bu bir ilahi azap derken,

Allah nurunu taşıdı binbir sebeple

Tûfan, nurunu selamladı edeple...

Sen yoktun...

Hz. İsmail'in alnındaydı Nurun

İbrahimî bir dua yükseldi kimsesiz çöllerden

"Rabbimiz" dedi,

"Onlara kendi içlerinden

Senin ayetlerini okuyacak

Kitap ve hikmeti öğretecek onlara,

Onları temizleyecek bir elçi gönder,

Amin dedi on sekiz bin âlem

Nurunla aydınlanan minicik ellerini semaya kaldırarak

Amin dedi İsmail.

Hira Nur dağı amin diyerek ayağa kalktı

Medine'den adı Uhud olan bir amin yankılandı sevr dağında.

Sen yoktun...

Hz. İsa "Ahmed" diye muştuladı seni

Alemlerin efendisi diye sana seslendi.

Artık ben sizinle çok söyleşmem, dedi havarilerine..

Çünkü bu âlemin reisi geliyor...

Bekleyin Ahmed geliyor.

Kainata rahmet geliyor.

Havarilerin yüzünü okşayan,

Ölüleri dirilten bir nefes oldun

Ama sen yoktun...

Sen yoktun Sultânım,

Hz. Abdullah'ın alnındaydı Nurun

Başı eğik gezerdi mazlum

Kuteyle göklerden seni sorardı

Varaka seni arardı semada

Anneler kız çocuklarını hep ağlayarak sevdiler.

Ağlayarak süslediler ölüme...

Ağlayarak hadi dayına gidiyorsun dediler.

Sen yokken,

Canlı canlı toprağa gömülmenin adıydı dayıya gitmek.

Anne yüreğinin çıldırtan ç****izliğiydi.

Ve yavrusunun ölüme gidişini seyretmesiydi...

En son çocuk atılırken çukura

Annesinin suretinde bir melek tuttu onu

Ve tebessüm ederek hira nur dağını gösterdi.

Melekler süslüyordu hirâyı.

Efendisine hazırlanıyordu cebel-i nur,

Efendisine hazırlanıyordu mekke.

Alem Efendisine hazırlanıyordu

Kainatın gözü Hz. Aminedeydi.

Toprak yalvarıyordu rabbine,

Allahım gönder artık diyordu.

Gel diye ağlıyordu mazlumlar, gözleri semada

Ve bir gelişin vardı ya rasulallah,

Bir inişin vardı yer yüzüne...

Önünde cebrail!

Ardında yalın kılıç melekler!

Bir inişin vardı yer yüzüne...

Yetimler en huzurlu geceyi geçirdi belki de

Öksüzler annelerine sarıldı doya doya.

Sonra bir sessizlik kapladı seher vaktini.

Herşey sus pus olmuştu.

Hadi diyordu yıldızlar, Hadi diyordu ay!

Kainat bir isim duymak istiyordu.

Ve bir ses yükseldi Amine'nin evinden;

Muhammed!

Karanlıklar aydınlığa bıraktı yerini.

Muhammed!

Melekler öptü o nurdan ellerini.

Muhammed!

Seni yaratan Allah'a kurbânız ey dürri yekta!

Sana o adı veren rahmana kurbanız

Artık sen vardın

Susuz topraklara rahmet indi seninle

Annenden sonra anne halime sevindi seninle

Yağmura mı ihtiyaç var?

Kaldır şehadet parmağını,

Yağmurları salsın Allah.

Sonra tut ağacın yaprağını,

Köklerini çıkarttırıp yanında yürütsün Allah.

Yeterki sen iste,

Sen iste yarasulallah

Deki ben kimim?

Dağlar, taşlar dile gelsin,

Dilsiz çocuklar ellerinden tutup,

Ente Rasulullah desin.

Sen vardın

Bedir kârdı,

Uhut dardı

Hendek yârdı.

Yiğitlerin vardı.

Ölmek için yarışan yiğitler...

Hele bir enesin vardı senin.

Enes bin malik...

Uhut'ta öldüğünü duyunca arkadaşlarına,

Niye burada oturuyorsunuz diye sormuştu.

Onlar da

"Allah'ın Rasulü öldürülmüş deyince

Enes kükremiş:

" Peki o öldükten sonra yaşayıp da ne yapacaksınız?

Kalkın ve O'nun gibi ölün! Demişti.

Ve savaşın en yoğun olduğu yerde şehit düşmüştü.

Hem de ne şehit ey nebi!

Vücudu yaralardan tanınmaz haldeydi.

Kızkardeşi ancak parmaklarından tanıdı onu...

Musab Bin Umeyr'in vardı senin.

Uhut'ta sancağını taşıyan.

Öyle bir aşkla sana bağlıydı ki

Allah o gün melekleri Musab'ın suretinde indirdi.

Ebu hureyren vardı...

Acıkınca mescidin önünde durur sana bakardı.

Sen anlardın,

Ya Ebâhir gel! Derdin.

Ve sen gittin...

Bir gidişle gittin

Ardında hüznün kaldı.

Hasretin kaldı göklerde.

Bilal ezan okuyamaz oldu

Ne zaman teşebbüs etse

Muhammed rasulullah demeye

Dizleri üstüne çöker, kendinden geçerdi.

Sonra günler ay,

Aylar yıl oldu.

Ve asırlar oldu

Sensizliğe açtık gözlerimizi.

Ama sen bırakmazsın bizi.

Sen varsın ey şehitlerin sultanı

Sen varsın!

Bir şehit bile ölmezken

Sana nasıl yok deriz.

Ebutalip şama giderken devesinin önüne geçip

Beni burda kime bırakıp gidiyorsun demiştin.

Ne anam var ne babam...

Ebutalip bırakmamıştı bu yüzden .

Sensizliğin ızdırabıyla inleyen ümmetini kime bırakıp gidiyorsun Ya Rasûlallah!

Bırakma bizi ki; Allah;

Sen onların içindeyken onlara azab edecek değiliz buyuruyor.

Bırakma bizi!

Hayatı seninle öğretti Rahman.

Kulluğu seninle tanıdık.

Duayı senden öğrendik sevgili!

Hz Ömer umre için senden izin isteyince,

"Kardeşcik" dedin ona,

Kardeşcik, duanda bana da yer ayırır mısın?

Bizler Ömer değiliz ama

Bütün dualarımız senin için

Ey Rabbimiz!

Rasulünü anışımızdan haberdar et!

O'na binler salat, binler selam!

Habibine Makam-ı Mahmut'u ver

O'na vesileyi lutfet.

O'nu refik-i Alâya yükselt

Bizi de affet

O'nun hatrına affet

Zatının hatrına Affet.

MİRAÇ

Kapatın gözlerinizi

Ve karanlığı seyredin.

İşte böyle bir gece.

Mekke'de bir gece

Yorgunluk havada

Gariplik suda

Simsiyah bir sessizlik

Uyku bile uykuda.

Kâbe'nin hatîm kısmında

Yanı üzre yatan biri var

Yıl hüzün yılı

Ebu Talib yok

Yıl hüzün yılı

Vefakâr eş

Haticetül kübrâ yok.

Kâbe'nin hatîm kısmında

Yanı üzre yatan biri var

Teselli arayan kalp

Hüzünle çarpan kalp

O'nun kalbi.

Ve ayak sesleri

Yıldızlar ışıldıyor.

Bu ayak sesleri göklerden

Yol veriyor yıldızlar.

Semâdan inenler var.

İzin verseydi Allah

Kâinat inerdi yere

Çünkü kâbe'nin hatîm kısmında yatan

Sultân-ı levlâk'tır.

Habîb-i zîşândır o

Nur-u hüda'dır.

Merhamet ufkunun nazlı güneşi

Kainatın biricik çiçeğidir o.

İzin verseydi allah

Alemler inerdi yere

Oysa emir yalnız cebrail'e

Ve yalnız cebrail iner yere

Kalk ya rasulallah

Semada melekler seni bekler

Taif'te taşlanan yüzüne hasret

Alaya alınan sözüne hasret

Seni bekler melekler.

Yer yüzünde vefa yok mu?

Seni teselli edecek birini mi arıyor kalbin.

Sevdiklerin bir bir uçuyor mu elinden?

Davetini hafife mı aldılar?

Üzülme ve aç gözlerini

Öteler bekliyor seni

Bu gece kainat adını anacak,

Aç gözlerini ki alemler nazarına kanacak.

Burak, senin için uçacak.

Aç gözlerini ya habiballah

Bu gecenin adına isra diyecek allah.

Ey yedi kat sema aç kapılarını,

Ve haber ver hasretle bekleyen peygamberlere

Deki hazreti Adem'e;

Cennetin kapısına adı yazılan

İsminin hatrına af istediğin

Salih oğul geliyor.

Söyle İsa'ya:

Kuytu köşelerde

Havarilerinle Allah'a sığınırken,

Bir adım ötedeymiş gibi kokusunu aldığın

Ve insanlığa gelişini müjdelediğin

Ahmet geliyor.

Yusuf'a, İdris'e, Harun'a söyle

Musa'ya deki:

Vasıflarına hayran olup da

Ümmetinden olmak istediğin

Salih kardeş geliyor.

Müjde ver İbrahim Peygamber'e:

Dua dua yalvarıp

Gelmesini istediğin oğul geliyor

Aç kapılarını ey yedi kat sema

Bu gelen Muhammed Mustafa

Cebrail yol gösterir

Ve yürür sultanlar sultanı

Bu nasıl bir yürüyüştür.

Bu nasıl bir eda?

İnci inci ter mübarek alınlarında

Baştan ayağa edep var

Attığı her adımda.

Sultanım,

Cennetler gösterilirken o gece

Ümmetini hayal ettin mi cennette?

Cehennemin alevleri selamlarken seni,

Gözyaşlarını gördü mü Cebrail?

Ümmetim dedin mi?

Sen unutmazsın bizi bunda kuşku yok

Tahiyyat duası haber verdi bize

Sen bizi hiçbir yerde

Hiçbir zaman unutmadın

İnşallah biz de seni unutanlardan olmayız.

Allah seni unutturmasın bize.

Bir söz sultanının dediği gibi

Eğer günahlarımızdan dolayı girersek cehenneme

Ve Allah biran olsun açarsa ufkumuzu

Talaal bedru aleyna diyeceğiz.

Miraç gecesi

Yürüdü rasulullah

Cebrail önde

Bir gece yürüyüşüyle

Yürüdüler... Yükseldiler.

Yükseldikçe yükseldiler.

Cebrail durdu birden,

Ya rasulallah, benimle buraya kadar.

Efendimiz niçin diye sordu

Burası sidre-i münteha'dır

Bir adım daha atarsam, yanarım, kavrulurum.

Allah rasulu, sordular:

Nasıl gidilir sidre-i münteha'da?

Cibril-i emin cevap verdi:

Aşkla!

Aşkla gidilir ya rasulallah

Aşkla gidilir ya habiballah

Aşkla gidilir ya nebiyyallah

Yürü sultanım yol senindir!

Aşk vadisinde mühür senin.

Söz senindir hal senindir.

Muhabbetin adı sensin.

Varlıkların tadı sensin

Yürü ve selamını ilet

Gözü yaşlı ümmetinin

Sensiz bunca yetimin

İlet selamını

Ahir zamanın ahını

Yüceler yücesine ilet

Sultanım

Sen dönerken miraçtan

İlahi hediyelerle

Bizim için miraç olan

Beş vakit namazla,

Bakara suresinin son iki ayetiyle

Ve şirke düşmeyenin affedilebileceği müjdesiyle

Dönerken sen miraçtan

Biz ahir zamandan

Ebu Bekir edasıyla bakıyoruz sana

"O söylediyse doğrudur"

Rasulullah söylediyse doğrudur.

Ve bir ayetin sıcaklğı sarıyor

Kainatin kalbini:

Her türlü noksanlıktan münezzeh olan allah

Kulunu geceleyin mescid-i haram'dan alıp,

Kendisine bir takım ayetler gösterelim diye

Etrafını mübarek kıldığımız

Mescid-i aksa'ya götürdü.

Çünkü, işiten ve bilen odur.

Şimdi açın gözlerinizi

Ve mîrâc'a hazırlanın

:: Uhud::..

Günlerden cuma...

Uhut'a gelenler var.

Medine yolu toz duman...

Uhut'a gelenler var.

Bir dağılsa da şu hava,

Görsek Medine-i Münevvere'den Uhut'a gelenleri.

Bir görsek Allah Rasulü'nü

Ve eroğlu erleri...

Bakın göründüler işte;

Atının üzerinde evrenin efendisi!

Cihanın gözbebeği!

Uhut'un sevgilisi!

Sağında ve solunda ashab-ı güzin

Önündeyse iki üveyk yürüyor;

Biri Sad bin Muaz,

Diğeri Sad bin Übade.

Allah'ım bu ne edep

Atlarının bile başı yerde...

Bakın şu iki gence!

İkisi de onbeşinde...

Şu kısa boylu olanı Rafi' bin Hadic!

Parmaklarının ucuna basıyor ki

Boyu uzun görünsün!

İyi ok attığı söylenince

İzin veriyor efendimiz.

Diğer gençse Semüre bin Cündüp...

Ağlayarak peygamberinin yanına gidiyor.

Ya rasulallah! diyor,

Rafi'ye izin verdiniz. Bana niye izin yok?

Ben rafi'yi güreşte yeniyorum.

Efendimiz tebessüm buyuruyorlar.

Ve bu iki ana kuzusuna güreş tutturuyorlar.

Semüre Rafi'yi yenince güreşte,

Fahr-i kainat ona da izin veriyor.

Günlerden cumartesi...

Uhud'a gelenler var.

İşte Ayneyn Tepesi-Okçular Tepesi-

Başlarında Abdullah bin Cübeyr

Sultanı dinliyorlar.

Düşmanı yendiğimzi görsenizde

Size haber vermedikçe, adam göndermedikçe

Yerlerinizden ASLA ayrılmayın!

Kuşların cesetlerimizi kapıştıklarını görseniz dahi

Ben size adam göndermedikçe

Yerlerinizden asla ayrılmayın!

İki ordu da hazır...

İki ordu da harp nizamında...

Ve Uhud'un kalp atışları dışında yeryüzü nefes bile almıyor!

Sessizliği bozan Kureyş'in Sancaktarı'dır.

Söylediği her söz küfür kokulu...

Benimle çarpışmaya er meydanına kim çıkar!

Bu bir meydan okumadır.

Cevapsa bir çift ayak sesi...

Gözler Uhud toprağında yürüyen bu ayaklarda...

Kime ait bu adımlar ki bastığı toprak 'ALLAH' diyor!

Ve Esedullah namıyla Hz. Ali(R. A. ) yürüyor.

Birkaç saniye, bir tek hamle...

ALLAH'ın(C. C. ) Arslanı dimdik ayakta

Kureyş'in sancağı ise yerde...

Ardından bir başkası yükseltiyor sancağı

Ama bilmiyor ki bu defa kim var Uhud meydanında

Gökyüzünde yıldırımlar

Yeryüzünde Hamza var.

Asıl şimdi başladı Uhud'un türküsü.

Tam üç katı düşmanla Peygamber(A. S. M) ordusu

Göz göze ve diş dişe.

Uhud'da yiğitler var.

İşte: Ebu Lücane...

Kılıcın üzerinde bir yazı

Korkaklıkta ar

İlerlemekte şeref var!

İşte: Musab bin Umeyr...

Zırhını giyinince

Nasılda Peygamber'e(A. S. M. ) benziyor.

Ve döne döne savaşan Hz. Hamza...

Ben Allah'ın(C. C. ) Arslanı'yım diyor!

Ebu Katade'ye bakın.

Bakın bir ok fırlıyor müşrik yayından

Bir havayı yara yara geliyor.

Hedefte Rasulullah(A. S. M. ) var.

İşte: Ebu Katade...

Okun Fahr-i Kainat'a(A. S. M) doğru gittiğini görünce

ALLAH'ı(C. C. ) andı önce

Ve uzattı başını!

Ok Katade'nin gözüne saplandı.

Uhud'da yiğitler var...

Şirk ordusunu bozguna uğratan...

Ömer bin Hattab'a bakın

Gözleri çakmak çakmak...

Ama telaş var yüzünde Hz. Ömer'in(R. A. )

Bu ne hal ey Ömer...

Düşman hüsran yaşarken

Zafer kaznılmışken

Bu ne hal ey koca Ömer!

Niçin okçular tepesine bakıyorsun?

Neler oluyor orda?

Niye iniyor okçular Ayneyn Tepesi'nden?

Allah Rasulü(A. S. M) haber vermeden niye iniyorlar?

Ey Abdullah bin Cübeyr!

Durdursana okçuları!

Durun, Allah(C. C. ) aşkına durun!

Arkanızdan düşman geliyor, inmeyin yerinizden.

Sahabe sendeliyor inmeyin yerinizden.

Kainat yalvarıyor inmeyin!

Sultanlar Sultanı'nı(A. S. M) incitecekler, inmeyin!

Peygamber(A. S. M) ordusu iki ateş arasında...

Efendimizin(A. S. M) etrafında on beş sahabe...

Bakın, mübarek elleri Rasulullah'ın(A. S. M. )

Yüzüne kapanıyor!

Kainatın affı için semaya kalkan eller

Şimdi kan içinde!

Yetiş Ey Ebu Ubeyde!

Nur saçan yüz kan içinde!

Zaman donuyor sanki,

Ve dudaklarının arasından birşey düşüyor.

Kıpkırmızı bir yakut gibi

Peygamberin(A. S. M. ) mübarek dişi!

Uhud Dağı'nı bir titreme alıyor.

Zaman donuyor sanki,

Ve gökler yırtılıyor!

Uhud Dağı'nı bir titreme alıyor!

Kimse Uhud'a ilişmesin.

Çünkü bir ses geliyor altı yerden!

Muhammed'in(A. S. M. ) dişi yere düşmesin!

Ve Cibril-i Emin yaratıldığı günden beri,

En hızlı inişiyle iniyor!

Çünkü altı yönden bir ses geliyor!

Yere düşmesin Muhammed'in(A. S. M. ) dişi!

Kara bulutlar çöktü Uhud'a!

Bir ses ortalığı velveleye verdi:

Muhammed(A. S. M. ) öldürüldü!

Muhammed(A. S. M. ) öldürüldü!

'Eğer O(A. S. M. ) öldürüldüyse ben niye yaşıyorum! '

Diyen Enes bin Nad atıdı küfrün alevleri arasına!

Artık yaşlı gözler Sevgili'yi(A. S. M. ) arıyor.

Kab bin Malik Hz. sesi duyuldu:

'Rasuluh(A. S. M) yaşıyor,

Allah(C. C. ) 'ın Rasulü(A. S. M. ) yaşıyor,

Onu(A. S. M. ) miğferinin arasından ışıl ışıl parlayan gözlerinden tanıdım.

Habibullah(A. S. M. ) yaşıyor.

Onu(A. S. M. ) şefkat dolu gözlerinden tanıdım. '

Ashab-ı Güzin'in sevincine bir bakın!

Uhud'un sevincine bir bakın!

Hz. Hamza duydu ya bu yeter!

Rasulullah(A. S. M. ) yaşıyor ya bu yeter!

Yine daldı Hamza Kureyş'in dalgalarına!

Ama savaşırken bir ara sendeledi Hamza.

Ve boşlukta bir mızrak belirdi.

Ey Hamza! Uhud'u her anışımızda kaç mü'min girmek ister mızrakla senin arana?

Kaç mü'min keşke ben öleydim, keşke mızrak benim sineme saplansaydı der?

Ama Şehidlerin Seyyidi sensin!

Şehidlerin Efendisi sensin!

Uhud'da şehidler var...

Şehidlerin Seyyidi Hamza var Uhud'da!

Rasul-i Zişan'ın(A. S. M. ) gözlerinden boşalan yaş,

Hamza'yı yıkar gibiydi!

Fahr-i Kainat(A. S. M. ) hiç bu kadar elem duymamıştı!

Hiç bu kadar üzülmemişti!

Ve amcasına hiç böyle seslenmemişti:

'Ey Rasulullah'ın(A. S. M) amcası Hamza;

Ey Allah(C. C. ) 'ın ve Rasulü'nün(A. S. M) Arslanı Hamza;

Ey hayırlar işleyen Hamza;

Ey Rasulullah'a(A. S. M) koruyucu olan Hamza;

Allah(C. C. ) sana rahmet etsin!

Eğer senden sonra yas tutmak gerekseydi;

Sevinmeyi bırakıp sana yas tutardım! '

Ve bir ayet yankılanıyor Ahzab dağında:

(Bismillahirrahmanirrahim-Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla!)

'Mü'minlerden öyle yiğitler vardır ki,

Onlar Allah(C. C. ) 'a verdikleri sözde sadakat gösterdiler.

Onlardan bazıları şehid oluncaya kadar

çarpışacağına dair yaptığı adağını yerine getirdi.

Kimisi de şehid olmayı bekliyor.

Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler. '

#29

 
© 2015
AŞK