Sevgi Sitesi

Sizin İçin Seçtiklerimiz

Tüm
İçeriklerimiz

Muhiddin Arabi Sözleri

Daima bilgili kişileri dinle. Bir işi bitirince, yeni bir işe başla.

Borcuna sadık ol. Sözünden dönme ve yerine getiremeyeceğin vaatlerde asla bulunma.

Bilmediklerini bilenden öğren. Bildiklerini de bilmeyenlere öğret.

İbadetlere neş'eli olarak başla.

Sıkıntılar mevhibelerin sergisidir.

Bazen namazda veya oruçta bulamadığın feyzi, belâ ve mihnette bulursun.

Bazen istikameti kemâle ermemiş kişi, kerametle rızıklandırılabilir.

Nâfilelerde acele edip, farzlarda tembel davranmak hevâya uymanın alâmetlerindendir.

Her söz sâdır olduğu kalbin kisvesine bürünmüş hâlde ortaya çıkar.

Bazen, izhar etmene izin verilmeyen sırlar, sana nurları sönük bir hâlde görünür.

Bir kimse kendi hakikatine arif olursa, hiçbir itikat ile kayıtlı olmaz.

Abdest, başlı basma bir ibadettir, Abdestli bulun.

Allah'ım maksadım sensin ve senin rızan da arzumdur.

Evlere izinsiz girmeyin.

Maddi hayata tapanlar, deniz suyu içenlere benzerler, içtikçe susuzlukları artar.

İnsanın kendi şahsına rahmeti, başkasına rahmetinden daha büyüktür.

Eğer söz sahibi isen, hak ile söyle, hak İle hükmet. Heva ve hevese uyma.

Sır tutmasını bil. sırrın sorumluluğu çok önemlidir.

Sakın ola ki iki kişinin arasını bozma. Bu durum dini yıkar.

Üç şeyden kork ; Allah'tan, nefsinden, Allah'tan korkmayandan.

Faydasız ilim, şifasız ilaca benzer. Güzel ilim, çalışma ile beraber olandır.

Gizli yapılan faydalı işler, İhlasın en büyük göstergesidir.

Her halinde iyi niyetli olmağa gayret et. ibadetin başı, niyettir.

İhtiyacı olanların yardımına, karşılık beklemeden koş.

insanları hayırlı işlere teşvik edenler, sevaba ortak olurlar.

Hürmetler karşılıklıdır. Sabırla öfkesini yutanın kalbine emniyet ve imanın dolacağını da unutma.

Üç kişi bir yerde İken, ikisinin gizli konuşmağı veya üçüncünün bilmediği bir dil İle konuşmaları doğru değildir.

Söylediğin söze dikkat et. Örneğin, bir insan mümin kardeşine kafir dese, o kelime dediği yere gider. Eğer dediği gibiyse, orada kalır, değilse söyleyene geri gelir.

Devletin büyüklerine dil uzatma. Hataları olursa onlara aittir. Senin tutu­mun, emirlere uymak, düzeni bozmamak olmalı. Eğer tenkit edeceksen, sıfatı tenkit et, öze dokunma. Methedersen, her ikisini de methet.

Terk ettiğin kabahatleri bir daha yapmamaya kararlı ol. işlemekte bulunduğun hayırlı içleri de ölünceye kadar sürdür, sakın bırakma.

Sağlığını ve boş zamanlarını en kıymetli hazine olarak bil. Allah'ın razı olacağı işlerde, Ölçülü bir şekilde değerlendir.

Bir makamdan, ona yenice gözlerini çevirip bakan kişi de bahsedebilir, o makama çoktan ulaşmış kişi de. Bu ancak basiret ehline açık bir farktır.

Mânevî tabir için izin verilmiş kişinin sözleri dinleyenler tarafından anlaşılır ve onun işaretleri insanlara gayet açık görünür.

Ehlinin kalbî nurları sözlerinden önde gider. Böylece nurlandırdıkları yere sözlerinin tesiri de ulaşmış olur.

İki iş arasında mütereddit kaldığın zaman nefse daha ağır gelenini tercih et. Zira nefse haktan gayrısı ağır gelmez.

Sâlik, vâridat ve ilhamlarını anlatmamalıdır. Bu, hem vâridatın tesirini azaltır hem de onun Hakk'a karşı sadâkatine mânî olur.

Dünyadaki her şeyin Allah katında belirlenmiş bir ecele kadar devam ettiğini bilmemiz, benliğimize izzet kazandırır.

Üstüne ilâhî mevhibelerin yağmasını istiyorsan, fakr ve ihtiyaç hâlini ıslah et. Sadakalar ancak fukara içindir.

Allâh'ın, kendisini şehvetten kurtarıp gafletten uyandırmasını uzak gören kimse, hâşâ- O'nun ilâhî

kudretini âciz görmüş olur. Allah Teâlâ her şeye muktedirdir.

Cenâb ı Hak sana hizmeti ibadeti farz kılmakla aslında cennetine girmeyi farz kılmıştır.

Allah Teâlâ, kulların sâlih amel işleme arzusunun az olduğunu bildiği için ibadeti farz kılmış ve onları farziyet zincirlerine vurarak cennetine sevk etmiştir.

Vasıflarını O'nun sıfatlarından yardım gelecek şekilde tahakkuk ettir. Zilletini O'nun izzetini celbedecek şekilde, acziyetini O'nun kudretinden imdat gelecek şekilde ve zaafını O'nun havl ve kuvvetinden yardım görecek sûrette düzelt ve tahakkuk ettir.

Farz ibadetlerin îfâsı, sen onları erteleyip durmayasın diye belli vakitlerle sınırlandırılmış; senin irade payın olsun diye de genişçe bir zamana yayılmıştır.

Cenâb ı Hak sürekli olarak bir işi senin için neticelendirip semerelendiriyorsa, bu, Allah Teâlâ'nın seni o iş üzere ikâme ettiğinin delilidir.

Bir kişi kendi ihsan ve iyiliğinin bolluğundan bahsedip duruyorsa elinden çıkıveren bir kötülük onu mahcup edip susturuverir. Ama Allâh'ın ona ihsanının bolluğundan bahsedip duran kişi, elinden kötülük de zuhur etse susmaz Allâh'ın ihsanından bahsetmeye devam eder.

Bazen ârif kişi ihtiyacını Allâh'a bile arz etmekten hayâ eder. Çünkü onun takdiriyle yetinmektedir. Bu böyleyken Allâh'ın kullarına nasıl olsun da arz-ı ihtiyaç etsin.

İnsanlardan bir şeyler almak için elini uzatma. Ancak onların sûretinde verenin Allah Teâlâ olduğunu görürsen alabilirsin. Bu takdirde de ilmin sana mubah kıldığı kadarını al.

Söz ve ibareler dinleyenler topluluğu için azık mesabesindedir. Senin o azıktan nasibin ancak yediğin kadarıdır.

Hakikat erbabının ifadeleri ya vecdlerinin coşkunluğu sebebiyle ya da müridi irşâd etmek kastıyladır. Birincisi sülûk ehlinin, ikincisi ise tahkik ve temkin ehlinin hâlidir.

Allah sana servet ihsan etmişse, onu Allah'ın razı olacağı yerlere sarfet. însan, nimeti arttıkça, şükrünü artırmalı. Şükür etmeyenlerin Kalbine dalgınlık gelir. Bunların dilleri zikrullaha, kalpleri de huzura kavuşamaz.

#873

 
© 2015
AŞK